Reklam
Reklam

'Karantinanın ilk döneminde arttı, ikinci döneminde azaldı'

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Telif Hakları Genel Müdürlüğü istatistiklere göre 2020 yılında Türkiye'de bir kişiye düşen kitap sayısı 7.01’den dan 7.60'a yükseldi. Yani yılın önemli bir bölümünde herkesin evde daha çok vakit geçirdiği, kimi hafta sonları tamamen evlere kapandığımız 2020'de kişi başına okuduğumuz kitap oranı yüzde 8.5 arttı.

'Karantinanın ilk döneminde arttı, ikinci döneminde azaldı'
15 Mayıs 2021 - 08:02

Yayıncılık piyasasında pandemi döneminde yaşanan gelişmeleri Kaynak Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Tunca Arslan ile konuştuk.

Berfin Bakay

Araştırmalar ev içi aktivitelerde ‘pandemi öncesi ve sonrası’ yaşanan değişimlerde en dikkat çeken detayın, pandemi döneminde tüm aktivitelerin sıklığı artarken kitap okuma oranının azaldığı yönünde. Kitap satış oranlarında bir artış ya da azalış söz konusu mu?

Devam etmekte olan küresel salgın-karantina-kapanma döneminde kültür sanat sektörünün tüm alanlarında doğrudan tüketim dikkat çekici biçimde azaldı, çoğu kategoride de sıfırlandı. Sinema ve tiyatro salonları kapandı, konser etkinlikleri iptal edildi vs. Öte yandan bunun ilginç ve öngörülemeyen, deyim yerindeyse ters orantılı sonuçları da oldu. Örneğin sinema salonları kapalı olmakla birlikte şifreli kanallar, dijital platformlar ve internette film izleme oranı çok arttı. 

Buna bağlı olarak yayıncılık piyasasında da benzer bir sonucun görüldüğü, özellikle ilk karantina dönemi açısından söylenebilir. Zaten kitap okuru olan kitle belki okumaya daha çok zaman ayırdı ama kitap satışlarında ciddi bir düşüş olduğu çok açık. İlk karantina döneminde, kitabevleri kapalı olsa da internet satışlarında artış yaşandığını gördük. Ancak bu ikinci karantina döneminde tekrarlanmadı ve satış miktarlarındaki düşüş sürüyor. 

Öte yandan, dövizdeki anormal artış, kâğıt sıkıntısı vb. derken bir de küresel salgınla karşılaşılınca basılan kitap sayısında da ciddi bir azalma olduğu da çok açık. 

Sizce sesli kitap uygulamalarının artması, talebin fazla olması kitap satışlarını etkiliyor mu? Sesli kitap uygulamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tüm dünyayı ya da tüm ülkeyi etkileyen beklenmeyen olaylar, krizler, salgınlar haricinde kitap satışlarını olumsuz etkileyen başlıca etken, korsan yayıncılıktır. Sesli kitap, e-kitap vb. olgular da sonuçta “kitap satışı” kapsamında değerlendirilmeli ve bir olumsuzluk olarak nitelenmemeli. 

Kendi adıma sesli kitap uygulamasını kullanmıyorum, çok sıcak da bakmıyorum, benim için kitap “okunması” gereken, satırlarının altı çizilmesi gereken, öncelikle kütüphanede durması gereken bir şeydir ama sesli kitap uygulamalarını reddetmiyorum da… Bu tür teknolojik yeniliklerden kaçamazsınız. Tercih meselesi, isteyen eskisi gibi okur, isteyen de dinlemeye başlar.

Türkiye’de kitap okuma oranlarında bir cinsiyet belirtilebilir mi? Araştırmalar kadınların daha çok kitap aldığını söylüyor.

Kaynak Yayınları açısından tersi bir durum söz konusu ama tüm dünyada kadınların erkeklere oranla daha çok kitap satın aldığı ve okuduğu bir gerçek. Araştırmalar, doğru söylüyor yani. Erkekler kitaplar ve yazarlar hakkında daha çok konuşur, alıntı yapar, okuduğunu ilan etmeye bayılır ama kadınlar daha çok ve daha iyi okur. Bir araştırma yapılsa, başlanıp da bitirilememiş, yarıda bırakılmış kitapların okurunun çoğunluğunun erkek olduğu görülür eminim ki. 

Kaynak Yayınları açısından ise dediğim gibi, bizim okurumuz yüzde 70’e yakın bir oranla erkeklerden oluşuyor. Bunun yayın yelpazemizin niteliğiyle de yakından ilgisi var kuşkusuz ve bu durumla övündüğümüz de söylenemez. 

Okur ve nitelikli okur diye bir ayrım yapabilir miyiz? Nitelikli okur kimdir? Nitelikli okur hangi kitapları tercih ediyor?

Yazarın da niteliklisi niteliksizi olduğu gibi okurlar için de böyle bir ayrım yapılabilir elbette. Ancak unutulmaması gereken, bu ayrımın nesnel ölçütlere dayanmaması, tamamen öznel bir değerlendirme olmasıdır. Örneğin, yalnızca çizgi-roman okuyan birisinin niteliksiz okur olduğunu kim iddia edebilir? Ya da yalnızca Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış romanları okuyan birinin nitelikli okur olduğunu… Kendi adıma “nitelikli okur”un tanımımı yapamam, yapılacağını da sanmam ama önemli olanın okunan kitaplarla yaşam arasında bir bağ kurulması, sonuçlar çıkarılması ve okunan kitabın bir duman gibi havaya karışıp gitmemesi, birikim oluşturması olduğunu söyleyebilirim. 

Kaynak Yayınları’nda neden popüler edebiyat görmüyoruz?

Kaynak Yayınları 1982’de kuruldu, hatta Aydınlık Yayınları’nın devamı olarak tarihi daha da geriye götürülebilir ve şu an yayın piyasamızdaki en eski, en sürekli birkaç kurumdan biri. Okurlarca genel kabul görmüş yayın çizgisini başından beri korumakta. Dünya ve Türk edebiyatından romanlar ve öyküler de yayımlamış olmakla birlikte asıl ilgi alanımızı güncel siyaset, araştırma-inceleme kitapları, anı-biyografiler, Cumhuriyetin kazanımları ve Aydınlanma’ya dönük kitaplar, tarih kitapları ve bilimsel sosyalizm ışığında yazılmış-yazılan çalışmalar oluşturuyor. “Popüler edebiyat” hiçbir zaman öncelikli alanımız olmadı, evet o alanda iddialı değiliz ama şu da bir gerçek ki Oscar Wilde’ın dediği gibi, “Artık iyi edebiyatçılara iyi evlatlardan da az rastlanıyor!”


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum