Reklam
Reklam

'Pandemi döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşti'

Koronavirüs salgını tüm dünyayı etkisi altına alarak milyonları eve hapsetti. İş ve okul hayatlarının evlere taşınmasından olumsuz etkilenen ve geleneksel rollerin baskısını hisseden kesimlerin başında kadınlar geliyor.

 'Pandemi döneminde toplumsal cinsiyet eşitsizliği derinleşti'
10 Mayıs 2021 - 16:49 - Güncelleme: 10 Mayıs 2021 - 16:55

Berfin Bakay

Pandemi öncesindeki hayatta iş ve ev ayrımının daha net olması nedeniyle kendileri için öngörülen geleneksel rollerden biraz olsun sıyrılan kadınlar şimdi ev işlerini, çocuklarının uzaktan eğitimini ve yüksek performans beklenen işlerini aynı zaman diliminde yürütmenin zorluklarını yaşıyor.

Eşlerinin ya da hayat arkadaşlarının “yardımının” yeterli ya da istenildiği gibi olmadığı durumlarda ise bu kadınların yaşamı tam bir kaosa dönüşebiliyor.



 

Avukat Süreyya Kardelen Yarlı, bu tür kriz dönemlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiğini ve kadına şiddetin arttığını söyleyerek,  kadınların salgın döneminden öncesinde dışarıda tek bir işle uğraşırken salgınla birlikte eve kapanınca birden fazla işle uğraştığını söyledi. Yarlı, bu durumda da  kadınların hem ruhsal hemde fiziksel hastalıkları kapma oranının erkeklere göre arttığını belirtti.

İstanbul Gerçek ile salgın dönemi gözlemlerini paylaşan Yarlı, erkeklerde yaşam seyri boyunca çok büyük değişiklik olmadığını, hanenin tipi değişse de hanede yaşayanların yaşları ilerlese de geleneksel rollerdeki uçurumun genellikle kapanmadığına işaret ediyor.

Av. Süreyya Kardelen Yarlı, çoğu çalışan kadının bugünlerde bir yandan ev ve çocuk bakımı diğer kadına şiddetin artmasnı kendisi açısından şöyle özetliyor:


''Salgının başından beri zaten ihmal ve istismarın artacağını söylüyorduk. Bunu bütün dünyada kadın ve çocuk hakları ile ilgili çalışan farklı alanlardan uzmanlar söylüyordu. İlk salgın döneminde kapanmalardan sonra toplanan veriler önümüze düşmeye başladığında boşanma oranlarına baktığımızda arttığını gördük. İlk kapanmalar bittikten sonra daha rahat dışarı çıkabildiğimizde kadınların kolluk kuvvetlerine gidip daha fazla şiddet başvurusu yaptığını da gördük. Yine aynı şekilde kadınların çocuklarla ilgili çok fazla ihmal ve istismar başvurusu yapmaya başladığını gördük.

'KADINLAR VİRÜSÜN BULAŞMA RİSKİNDEN DOLAYI ŞİKAYET ETMEYE GİTMEK İSTEMİYOR'

Koronavirüs kapanmalarında hepimiz çocuğa ve kadına yönelik şiddetin artacağını biliyoruz. Çünkü kadınlar için en tehlikeli olan evlerde kadınlar potansiyel failleriyle birlikte sıkışıp kalıyorlar. Bu sıkışmışlık hali içerisinde dışarı çıktığında salgınında getirdiği bulaş riskiyle şikayet etmeye dahi gitmeyebiliyor. Salgınında getireceği ruhsal çöküntü ile birlikte çocuğa ve kadına yönelik ihmal ve istismarın artacağını tahmin ediyorduk. Kapanmalardan sonra başvurularında artacağını tahmin ediyorduk. Ama burada şunu görüyoruz ki kadınlar ekonomik güçsüzlükten çekindikleri için, salgın ekonomik olarak en çok kadınları vurduğu için, kadınlar adli birimlere başvurduklarında dışarıda salgın var evine dön daha güvenli seni şuan kadın sığınma evine yerleştiremeyiz dedikleri için kadınların dirayetleride kırıldı. Bu durum başvuru yapmada bir geri çekilmeye sebep oldu. Fakat bu oranların şuan için düşük gösteriliyor olması şiddet azaldığı için mi yoksa başvuru az olduğu için mi soruları bize gösteriyor ki başvurular az.

'DEVLET KADINLARI DESTEKLEMELİ'

Kadınlar devlet tarafından desteklenmediği için cesaretlerinin devlet eliylede kırıldığını görüyoruz.

Bu salgın döneminde en yapılmaması gereken durum İstanbul Sözleşmesinden çıkmakdı. Hukuka aykırı bir şekilde, yok hükmünde sayılan bir işlemle İstanbul Sözleşmesinden imzasını çektiklerini beyan ettiler. Biz bunun hukuka aykırı bir işlem olduğunu, hukuken bir anlam ifade etmediğini, İstanbul Sözleşmesinin hala yürürlükte olduğunu söylüyoruz.

'ERKEKLER KADINLARA YARDIMCI OLMUYOR'


Kadınlar bu salgın döneminde hem ev içi işlerle uğraşıyorlar, evde bir çocuk varsa onunla ilgileniyorlar, kendi işleriyle ilgileniyorlar ve partnerleriyle birlikte bir hayat sürdürmeye çalışıyorlar. Partnerlerinde neredeyse yüzde 90’ı bu süreçte kadınlara destek olmuyorlar ve iş bölümüne gitmiyorlar. Buyüzden kadınlar salgın döneminden öncesinde dışarıda tek bir işle uğraşırken salgınla birlikte eve kapanınca birden fazla işle uğraşıyorlar. Bu durumda da görüyoruz ki kadınların hem ruhsal hemde fiziksel hastalıkları kapma oranı erkeklere göre artıyor. Kendi işlerinde ki verimlerinin de düşmüş olduğunu görüyorlar. Ne yazık ki pandemi döneminde erkekler kadınlara yardımcı olmuyor, iş bölümü yapmıyor. Salgın öncesinde dışarıda nasıl çalışıyorlarsa eve kapanmayla birlikte de sadece kendi işlerini yürütüyorlar. Sanki kadın evin hizmetçisi ve bunları yapmak zorundaymış, kendisi de hizmet almak zorundaymış gibi bir tavır içerisindeler.''

Kadınları bu süreçte zorlayan bir başka konu ise olası bir ekonomik krizde işlerini kaybetme korkusu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) rakamlarına göre Türkiye’de 2018’de istihdam oranı erkeklerde yüzde 65.7 iken kadınlarda ancak yüzde 29.4 ve belirli sektörlerde yoğunlaşmış durumda. Kadın ve erkek istihdamları arasındaki bu uçurumun salgın sırasında evde geçirilen hayat ve olası bir ekonomik krizle daha da derinleşme riski bulunuyor.


Av. Süreyya Kardelen Yarlı'da büyük çaplı ekonomik kriz dönemlerinde işten çıkarmalar başladığında önce kadın işçilerden vazgeçildiğinin altını çiziyor.

Yarlı, bunun için de ayrı endişeli olduklarını şu sözlerle anlatıyor: '' 
İşveren kadın personelden daha az verim aldığını düşünüp, kadının çocuğu var zaten bu ileride çalışmaya devam edemeyecek bu dönemde ilk önce ondan vazgeçebilirim diye karar veriyor. Çalışanlarda erkekle kadın arasında bir seçim yapacaksa erkeğin daha çok hakkı olduğunu, erkeğin ev geçindirdiğini, kadın çalışmasada olur diye bir zihniyetle hareket ettiğini görüyoruz. Bu yüzden böyle büyük çapta krizlerde en çok kadınlar etkileniyor. Eğer ücretsiz izne uzun süreli olarak personeller çıkarılacaksa bunların çoğunu kadınlar oluşturuyor. Ya da ekonomik istihdam sağlanırken bu tür dönemlerde herhangi bir sosyal güvence verilmeyecekse burada da önce kadınlar tercih ediliyor.''

Yapılan araştırmalar, kadınların bu süreçte daha fazla şiddete uğradığını gösteriyor. Özellikle karantina döneminde şiddet vakalarının ve buna bağlı olarak acil yardım hatlarına yapılan başvuru sayılarının arttığı biliniyor.

Av. Süreyya Kardelen Yarlı, bu dönemde İstanbul Sözleşmesinden çıkmamız dışında gerileyen bir hakkımızın olmadığının ama uygulamada sıkıntılar yaşadığımızın altını çiziyor ve kadınların haklarını anlatıyor: '' 
6284 sayılı kadını ve aileyi koruyan kanun hala yürürlükte. Fakat hala uygulama ve pratikte hala gerileme devam ediyor. Kadınlar kolluk kuvvetlerine gittiklerinde evlerine geri gönderiliyorlar, işlemleri alınmıyor ya da kadınlara inanılmıyor. Ama bunlar kadınların cesaretini kırmamalı. Kadın haklarında geri adım atılan bir nokta yok. Biz kadınların bütün haklarını kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Bu konuda güçlendirici, cesaretlendirici, destekleyici projelerin özellikle salgın döneminde daha çok artması gerektiğine inanıyoruz.

'BELEDİYELERİN KADINA ŞİDDET MERKEZLERİNE BAŞVURU YAPABİLİRSİNİZ'

Şiddet ya da istismar mağduru kadınlar eğer İstanbul ili içerisindeyse kadın Şişli Belediyesi, Beşiktaş Belediyesi başta olmak üzere pek çok belediyenin artık kendi kadın danışma merkezleri ve hatları var.  İlçelerdeki belediyelerinin varsa bu merkezlerine başvuru yapabilirler. Eğer bulundukları ilçede böyle bir merkez yok ama kadın İstanbul’da yaşıyor İstanbul Büyükşehir Belediyesinin salgın döneminde açtığı 7/24 çalışan kadın danışma hattı var. Aile içi şiddet hattı var, Türkiye’nin her yerinden arayabilirler. Mor Çatıyı arayabilirler. İstanbul Barosunun kadın hakları merkezini arayabilirler. Bunlar bizim için çok önemli hatlar. Haklarımızda bir gerileme yok fakat hakların uygulanmasında pandemi dönemi bahane edilerek bir gerileme var. Biz kadınların daha güçlü olması ve bu konuda daha baskın olması gerektiğini düşünüyorum.''


Koronavirüs salgını sürecinde 20 yaş altındakilere uygulanan sokağa çıkma yasağı, boşanmış çiftlerin çocuklarıyla iletişim kurmasında problem yarattı.

Avukat Yarlı, pandemi süreci nedeniyle velayeti diğer ebeveynde olan anne babaların çocuklarıyla s
on kapanmada çıkan genelgede kişisel ilişki kurulan velayet hakkı ile ilgili anne yada babaların görüşmelerine bir sınırlandırma getirmediğini ifade etti. Yarlı, ''velayet karşı tarafta ve tam kapanmada benim çocuğu görmem gerektiğinde elimde mahkeme kağıdı varsa ben bu kağıtla çocuğumu görmeye gidebiliyorum. Ama dışarıda bir görüşme değil çocuğun olduğu alana gitmem gerekiyor yada çocuğun benim olduğum alana gelmesi gerekiyor'' dedi.



 


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum